Halt and Catch Fire İnceleme

AMC kanalı, Breaking Bad’in final yapması ve Mad Men’in sona yaklaşmasından ötürü onların yerlerini doldurmak için yeni projeleri ardı ardına sıralamaya devam etmekte. Bunlardan biri kanalın yaz devresi için koordinatlandırdığı, birinci sezonu 10 bölgeden meydana gelen Halt and Catch Fire. Eğer endeksin ilk alanından yola çıkarsak kanal yeni amiralini bulmuş diyebiliriz.

Halt and Catch Fire, IBM ve Apple’ın teknoloji dünyasına hükmettiği ve şahsi bilgisayar tüketiminin çığır açtığı 1980′li senelere vizyon sahibi bir yönetici, bir mühendis ve genç bir dâhinin gözünden bakıyor. Dizinin yürütücülüğünü Jonathan Lisco üstleniyor. Diğer üreticiler ise Breaking Bad ve Rectify‘da çalışmış olan Mark Johnson ve Melissa Bernstein. Serinin ana karakterlerini canlandıran isimler: Lee Pace, Scoot McNairy ve Mackenzie Rio Davis.

Hikaye, Joe MacMillan’ın bir teknoloji şirketinde kendisini işe aldırmasıyla başlıyor. Cardiff Electric, orta ölçekli, kendi çizgisinden sapmayan ‘muhafazakar’ bir şirket. MacMillan da ‘satışlarınızı çoğaltırım’ diyerek bu şirkete girmeyi başarıyor. MacMillan, şirketin sıradan görüntülü aile babası mühendislerinden Gordon Clark’ın daha evvel bir dergide yazdığı makalesini okuyor ve aradığı bireyi buluyor. Daha sonra Gordan’a; ‘Hadi bir IBM bilgisayarını parçalayalım ve tersine mühendislik uygulayalım. Biz de bir bilgisayar yapamaz mıyız?’ diyor. Derken projeyi yaşama geçirme fikri endeksin ana hususu durumuna geliyor. Ve Joe bu proje için bir ekip kuruyor. Bilgisayarı tasarlayan şahıs Gordon ve programı yapacak olan üniversite öğrencisi Cameron.

Joe MacMillan, iş gerçekleştirmek için Teksas’a – ABD’nin günetekrar – yeni taşınan bir kuzeyli. Daha evvel IBM’de çalışmış ve nedenini bilmediğimiz bir sebepten dolayı şirketi birden bırakarak ortadan kaybolmuş. İş yaşamında merhametsız, istediği herşeyi elde etmek uğruna insanları kıran, rekabeti seven birisi. Bu rolde epey zamandır ekranlarda görmeyi özlediğim etkin oyuncu Lee Pace var. Kendisi en son Pushing Daisies endeksde rol almıştı.

Gordon Clark, bir vakitler büyük hayalleri olan bu kaderine razı olmuş, diziyi izleyecek birçok bireyin anında özdeşlik kurabileceği bir aile babası. Güzel bir eşi ve İki çocuğu var. Evi ve arabası da olan Gordon, amerikan rüyasının sunmuş olduğu her şeye sahip bir adam. Ancak gelin görün ki mutlu değil. Gençliğinde içerisinde yanan ‘keşfetme’ ateşi bir türlü sönmemiş. Bunun nedeni ise daha evvel buluş ettiği bilgisayarın başarısız sonuç vermesi. Karısı Donna’nın ‘derli toplu bir hayatımız olsun’ tavrı yüzünden hayallerinden vazgeçmiş. Aslında Donna da tıpkı Gordon gibi bir mühendis ama; kocasının aksine o, gençlik senelerinde talihlerini denediklerine ama başaramadıklarına ikna olmuş halde. Gordon da ‘bari Donna mutsuz olmasın’ diye üstüne çokca bol da gelse giyivermiş aile babası giysisini. Karakteri Scoot McNairy canladırıyor. Onu en son Bones dizisinde görmüştük.

Cameron Howe, geleceğin teknoloji dünyasının neye benzemesi gerektiği konusu ile ilgili ‘uçmaktan’ çekinmeyen bir üniversite öğrencisi. Joe’nun üniversitede konuşma yaptığı sırada tanıştığı Cameron, askeri kıyafetler giyip, saçlarını erkek gibi kestiriyor, rock müzk dinliyor. Joe’nun ona sunmuş olduğu öneri ile Cardiff Electric’in dünyasına bir anda dahil oluyor. Kadınların süslü ve kıyafetlerinin çokca abartılı bulunduğu seksenlerin dünyasında Cameron gibi aykırı bir karakteri, kurumsal dünyanın duvarları arasına hapsetmek başlı başına bir çatışmayı doğuruyor. Yine de Cameron’ın öyküsünün asıl çatışması; karakterin, kendi devresiyle yaşadığı problemler değil. Asıl öykü; Joe’nun Cameron’ı sürüklediği ileriki ve ona yaptırdığı tercihler ile ilgili. Bu rolde ise Mackenzie Davis’i görüyoruz. Son olarak That Awkward Woman filminde rol almıştı.

Bir cevap yazın