Resurrection Tanıtım

Resurrection dizisini kısaca tanıtacak olursam; Jason Mott’un The Returned isimli kitabından uyarlanan endeksin kadrosunda daha evvel House M.D. dizisinde izlediğimiz Omar Epps, Frances Fisher (Touch, Eureka), Devin Kelley (Covert Affairs, The Chicago Code), Samaire Armstrong, Kathleen Munroe (Alphas, Haven, Call Me Fitz) gibi oyuncular var. Ben seyretmedim ama Fransız filmi ve dizisi Les Revenants ile benzerlikleri bulunduğu ifade ediliyor. Dizinin hususu ise Missouri eyaletinin Arcadia kasabasında ölen birtakım şahıslar öldükleri yaşta ve hiç değişmeden ama hafızaları tamamıyla yerinde olarak ölümden geri dönmeye başlarlar. Tesadüfen bu hadiselera karışan eski FBI yeni Göçmenlik Departmanı ajanı Martin “Marty” Bellamy (Omar Epps) gizemi çözmeye kalkışır.

Dizinin ilk seksiyonü 32 sene evvel ölen Jacob Langston’ın Çin’deki bir köyde pirinç tarlası içerisinde gözlerini açmasıyla başlıyor. Üstünde yaşadığı bölgenin bir futbol grupı olan Mansfield Panthers yazan tişörtü bulunmaktadır ve ailesini bulmak üzere Göçmenlik Departmanı vazifelisi Marty Bellamy’nin gözetimine verilir. Bellamy onu çocuk tutsakgeme kurumuna götürecekken Jacob’ın ısrarıyla yaşadığı kasaba Arcadia’ya götürmeye karar sunar. Ailesi geride bıraktığımız 32 senenin sonrası gelen ve hiçbir farklılık geçirmemiş oğullarının ölümden geri dönmesinin şaşkınlığını yaşarken o kasabada detaylı tarihlerde ölmüş şahıslar birer birer kasabaya geri dönmeye başlar.

The 4400 dizisini şimdilik izlemeyenler Hande Bulut’un şuradaki The 4400 yazısı ile bilgili olabilirler. Neden bu diziyi The 4400 ile karşılaştırdığım içeriğine gelirsek, seyredenler bilir bu dizide de detaylı senelerde kaybedilen şahıslar aniden geri dönüyordu ve hem sebep kaybolduklarını ve hatta sebep geri döndüklerini bulmaya çalışıyorlardı. Ufak farklar olmasına rağmen Resurrection’da hem mevzuyu işleyiş biçimi hatta çekimleri ile The 4400 dizisine çok benzerlik işaret ediyor. Geçmişte yarım kalan çok sevdiğim The 4400’ü bence bir nebze konumunu tutabilecek bir dizi olmuş. Genellikle de gizemi duygusallıkla çok güzel bir biçimde harmmanasışlar. İzlerken hem geri dönenlerin ailelerinin hissettiklerini hissediyor hatta dönmelerindeki gizemi merak ediyorsunuz.

Sadece hususunu okuyarak beğenmeyeceğim önyargısı ile izlediğim Resurrection’ın ilk seksiyonü bittiğinde güzel bir başlangıç bulunduğunu düşünüp birkaç seksiyon daha izlemeye karar verdim. İlk bölgede yalnızca bir ya da birkaç bireyin geri dönüp hadiselerin bu şahıslar etrafında döneceğini sanmıştım, fena durumda yanılmışım. Tam tersine vakanın birkaç şahıstan ibaret olmadığını gözler önüne serdi daha 5. ve 6. seksiyonlerde. Şimdi yeni seksiyonlerini sabırsızlıkla bekliyorum. Eğer bu tarz dizileri seviyorsanız mutlaka talih vermelisiniz. Esen kalın.

Bir cevap yazın